Sohbet

Mangadan Farklı Biten Animeler: Hangisi Cesaret, Hangisi Kaza

Yazar: AKAZA ·

Anime: Fullmetal Alchemist

Bir anime mangasına yetiştiğinde yapımcıların önünde üç kapı var. Durup beklemek, dolgu yazmak ya da hikâyeyi kendileri bitirmek. Üçüncü kapıdan geçen animelerin çoğu bugün "mangayı okuyun" notuyla anılıyor. Bazıları da aradan yirmi yıl geçmesine rağmen kendi başına konuşuluyor.

Bence farkı yaratan şey sonun mangaya ne kadar benzediği değil. Farkı yaratan, animenin kendi sonunu yazarken kendi bir fikrine sahip olup olmadığı. Bu yazıda kaynaktan ayrılan yedi uyarlamayı, kendi gözümde iyiden kötüye doğru sıraladım. Hepsinde spoiler sınırına dikkat ettim, ama sonların ne kadar farklı olduğunu konuşmak için bazı genel çizgileri vermem gerekiyor.

Hagane no Renkinjutsushi (2003): Kuralın kendisi

Bu tartışmanın başladığı yer. Bones'un 2003'te başlayan 51 bölümlük dizisi, yönetmen Seiji Mizushima, senaryo Sho Aikawa. Yayın başladığında Hiromu Arakawa'nın mangası daha başlarındaydı. Anime yarıya geldiğinde mangayı yakaladı ve oradan sonra başka bir yöne gitti. Arakawa'nın yapımcılara kendi sonlarını yazmalarını söylediği yaygın olarak anlatılan bir hikâye.

2003 dizisinin en büyük farkı homunculus'ların kökeni. Bu versiyonda her homunculus, başarısız bir insan dönüştürmesinden doğuyor. Yani Edward ve Alphonse'un annelerini geri getirme denemesi de bir şey yaratmış ve o şey dizinin ortasında karşılarına çıkıyor. Bu tek karar dizinin bütün tonunu değiştiriyor. Brotherhood'un büyük bir komplo ve ülke çapında bir savaşla kurduğu hikâye, 2003'te daha küçük, daha kişisel ve çok daha kasvetli: iki çocuk, yaptıkları bir hatanın sonuçlarıyla tek tek yüzleşiyor.

Final, Edward'ın bizim dünyamıza, 1920'lerin Almanya'sına geçmesiyle bitiyor. Sonra gelen 2005 tarihli film Conqueror of Shamballa bu hikâyeyi kapatıyor. Bu son birçok izleyiciyi şaşırttı, bazılarını kızdırdı. Ama tutarlı. Dizi baştan beri eşdeğer takasın acımasız olduğunu söylüyor ve sonunda bu fikrin bedelini karakterlerine ödetiyor.

Brotherhood'u izleyip 2003'ü atlayanlara söylemek istediğim şey şu: o bir taslak değil, başka bir kitap. Brotherhood'dan sonra izlendiğinde bile kendi ayakları üzerinde duruyor.

Akira (1988): Bitmemiş bir hikâyeye son yazmak

Katsuhiro Otomo, Akira mangasını 1982'de yayımlamaya başladı ve 1990'da bitirdi. Filmi ise 1988'de, hikâye henüz bitmemişken yönetti. Yani filmin sonu, mangayı yazan kişinin henüz yazmadığı bir sonun sinemaya uyarlanmış bir taslağıydı.

Mangada Neo-Tokyo'nun yıkılmasından sonra uzun bir ikinci yarı var: Tetsuo'nun kurduğu bir imparatorluk, Akira'nın kendisi, ordular ve kültler. Filmde bunların neredeyse hiçbiri yok. Film iki saatte, Kaneda'nın motosikletinden Tetsuo'nun kontrolden çıkan bedenine kadar tek bir patlamaya doğru akıyor.

Bu sıkıştırma birçok karakteri harcıyor, bunu kabul etmek lazım. Ama film kendi başına bir bütün. Otomo hikâyenin ne olduğunu biliyordu ve bunu iki saate sığdırmak için gereken kesintiyi yaptı. Bir yönetmenin kendi eserini başka bir ortama çevirirken neyi feda edeceğine kendisinin karar vermesi, bu listedeki diğer örneklerden ayıran şey.

Hellsing (2001): İki ayrı dizi gibi

Gonzo'nun 2001'deki 13 bölümlük dizisi, Kouta Hirano'nun mangasının ilk birkaç cildini uyarlayarak başladı. Mangada sonradan büyük kötü olarak çıkacak grup daha ortada yokken anime kendi kötü adamını, Incognito adında bir vampiri yazdı ve dizinin ikinci yarısını onunla doldurdu.

Sonuç, mangayı bilenler için hayal kırıklığı. Ama dizinin kendisi kötü değil. Atmosferi, Alucard'ın soğukluğu, Seras'ın vampir olmaya alışma süreci iyi çalışıyor. Incognito ise kâğıttan bir düşman, kendi kökeni hikâyeye hiç bağlanmıyor. Hellsing'i asıl izlemek isteyen biri, 2006 ile 2012 arasında yayınlanan, mangaya sadık on bölümlük Hellsing Ultimate'a gitmeli. Bu ikisi, aynı mangadan çıkmış iki ayrı yapım gibi duruyor.

Soul Eater (2008): Cesaret yumruğu

Bones'un 51 bölümlük dizisi, yönetmen Takuya Igarashi. Atsushi Okubo'nun mangası devam ederken anime sona yaklaştı ve kendi finalini yazdı. Dizinin büyük kısmı mangayla aynı yolda ilerliyor, son birkaç bölüm ise tamamen başka bir yere gidiyor.

Final dövüşü, dizinin baş kötüsüne karşı yapılan son karşılaşma, çok tartışıldı. Maka'nın bütün dizi boyunca öğrendiği teknikleri bir kenara bırakıp sonuçta tek bir şeyle, cesaretle, yani düpedüz bir yumrukla kazanması, bazılarına göre çocukça, bazılarına göre dizinin teması gereği doğru. Ben ikinci gruba yakınım, ama finalin aceleye geldiğini ve bazı yan karakterlerin hikâyelerini havada bıraktığını kabul ediyorum.

Soul Eater bu listede ortada duruyor. Fikri var, ama o fikri işleyecek zamanı yok.

Berserk (1997): Farklı bitmek yerine durmak

Bu listede bir istisna, çünkü Berserk 1997 aslında farklı bitmiyor. Sadece duruyor. OLM'nin 25 bölümlük dizisi, Kentaro Miura'nın mangasındaki Altın Çağ arkını uyarlıyor ve Tutulma olarak bilinen olayın tam ortasında bitiyor. Son bölümün son dakikalarında ne olduğu anlatılmıyor, sadece gösteriliyor ve ardından yazılar akıyor.

Bu son, izleyenlerin büyük kısmını öfkelendirdi. Ama bence diğer örneklerden daha dürüst. Anime, mangadaki hikâyenin tamamını anlatamayacağını biliyordu ve uydurma bir son yazmak yerine izleyiciyi doğrudan mangaya yönlendirdi. Berserk 1997'den sonra mangaya geçen insanların sayısı, bu kararın işe yaradığını gösteriyor.

Tokyo Ghoul √A (2015): Ne yapmak istediğini bilmeyen ikinci sezon

İlk sezonu mangaya oldukça yakın ilerleyen Tokyo Ghoul'un ikinci sezonu √A, mangadan bağımsız bir yol seçti. Pierrot'nun bu 12 bölümlük sezonunda Kaneki, mangada olmayan bir kararla Aogiri'ye katılıyor. Mangayı okumayanlar için bu dönüş merak uyandırıcıydı. Sorun, dizinin bu kararı nereye götüreceğini bilmemesi. Kaneki bölümler boyunca neredeyse hiç konuşmuyor, motivasyonu hiçbir zaman açıklanmıyor.

Son bölümdeki sahne, Kaneki'nin en yakın arkadaşı Hide'yi kucağında taşıyarak yürüdüğü bölüm, dizinin en çok konuşulan anı ve kendi başına güzel bir sahne. Ama ona varan yolda hiçbir şey yerine oturmuyor. 2018'de gelen Tokyo Ghoul:re, mangaya geri dönmeye çalışırken bu sapmanın yükünü taşıdı ve sıkışık, karmaşık bir uyarlamaya dönüştü.

Yakusoku no Neverland, 2. sezon (2021): Kaynaktan kaçmak

Listenin en altı. İlk sezonu bugün de son yılların en iyi gerilim animelerinden biri sayılan yakusoku">yakusoku-no-neverland">Yakusoku no Neverland, 2021'deki ikinci sezonunda mangadaki büyük bir arkı, Goldy Pond'u, tamamen atladı. Sezon 11 bölümde mangadaki hikâyenin büyük bölümünü sıkıştırmaya çalıştı ve finalde, bir slayt gösterisi gibi akan bir montajla, yıllarca süren olayları birkaç dakikada geçti.

Bu sezonun sorunu kaynaktan ayrılması değil, ayrılırken yerine bir şey koymaması. FMA 2003 mangadan farklı bir hikâye anlattı. Neverland'in ikinci sezonu ise aynı hikâyenin özetini anlattı. Mangayı okumayanlar karakterlerin neden bir anda bir yerden ötekine geçtiğini anlamadı, okuyanlar ise en sevdikleri karakterlerin hiç ortaya çıkmadığını gördü.

Bir uyarlamaya güvenmeden önce

Bir uyarlamanın mangadan ayrılacağını duyduğunda iki şeye bak. İlki, dizinin başındaki kişinin kendi bir hikâyesi olup olmadığı. Otomo ve Mizushima ile Aikawa ikilisi, değiştirdikleri şeyin yerine kendi bir fikirlerini koydu. İkincisi, dizinin bu fikri anlatacak zamanı olup olmadığı. 51 bölümlük bir dizi bunu yapabiliyor, 11 bölüme sıkıştırılmış bir sezon yapamıyor.

Anime orijinal bir son, tek başına kötü bir haber değil. Ama bir uyarlama "kendi sonumuz" diyorsa, o sonun neden var olduğunu da söylemesi gerekiyor.

SHUIN'de bir animeyi mühürlerken notuna "manga devam ediyor" ya da "anime orijinal son" yazmak, yıllar sonra o listeye döndüğünde nereden okumaya başlaman gerektiğini hatırlamanı kolaylaştırıyor.

Etiketler: uyarlama, manga, fma-2003, anime-orijinal-son, gorus

Benzer yazılar