Sohbet

Animede İyi Bir Yemek Sahnesi Tabağa Değil, Sofraya Bakar

Yazar: AKAZA ·

Anime: Silver Spoon

Japoncada gece yarısı sosyal medyaya yemek fotoğrafı koymanın bir adı var: meshi tero, yani kabaca "yemek terörü". Anime izleyicileri bu terimi çok sever, çünkü bazı dizilerin yemek sahneleri gece on ikide izlendiğinde tam olarak buna dönüşüyor. Pirinç tanelerinin tek tek parladığı, buharın ekranda yükseldiği, yumurta sarısının yavaşça aktığı yakın çekimler.

Ama bütün bu parlaklık bir sahneyi tek başına iyi yapmıyor. Benim aklımda kalan yemek sahnelerinin neredeyse hiçbiri en güzel çizilmiş yemek değil. Hepsi, o yemeği kimin kime pişirdiğini, kimin onu ne zaman yediğini anlatan sahneler. Bu yazı o farkı anlatmaya çalışıyor.

Gin no Saji: Adını koyduğun domuz

Hiromu Arakawa'nın Fullmetal Alchemist'ten sonraki mangası, A-1 Pictures'ın 2013 uyarlaması. tokyo">Tokyo'dan kaçmak için Hokkaido'daki bir ziraat lisesine yazılan Hachiken, hayatında ilk defa bir çiftlikte çalışıyor. Okulun domuzlarından birine, en zayıf yavruya, ad veriyor: Butadon. Yani domuz eti pilavı.

Herkes ona hayvanlara ad vermemesini söylüyor, çünkü bu domuzlar kesilmek için büyütülüyor. Hachiken yine de veriyor, onu besliyor, diğerleri kadar büyümesi için uğraşıyor. Sonra domuzların gitme vakti geliyor. Hachiken, Butadon'u kurtarmaya çalışmıyor. Onun yerine, yaz boyunca çalışarak kazandığı parayla Butadon'un etini satın alıyor ve ondan bacon, yani tütsülenmiş domuz pastırması yapıyor.

Bu sahneler bir yemek sahnesinden çok bir yas sahnesi. Hachiken'in bu pastırmayı arkadaşlarıyla paylaşırken yaşadığı karışık duygu, önündeki tabağın nereden geldiğini hiç düşünmeyen bir izleyiciyi bile durduruyor. Yemeğin ne kadar güzel çizildiği burada önemsiz. Önemli olan, o yemeğin bir adı olması.

Amaama to Inazuma: Bir babanın ilk pilavı

Tarou Iwasaki'nin yönettiği, TMS'in 2016 yapımı 12 bölümlük dizi. Matematik öğretmeni Kouhei, eşini kaybetmiş ve küçük kızı Tsumugi'yi tek başına büyütüyor. Yemek yapmayı bilmiyor, kızı hazır yemeklerle besleniyor. Bir akşam, öğrencisi Kotori'nin annesinin işlettiği küçük bir restoranda tesadüfen karşılaşıyorlar ve üçü birlikte yemek yapmaya başlıyor.

Dizinin ilk bölümünde pişen ilk şey basit bir tencere pilavı. Ve bu pilav, bütün dizinin en duygusal yemeği. Tsumugi'nin, annesinin ölümünden beri ilk defa sıcak, ev yapımı bir şey yediğini anlıyorsun. Kouhei'nin bunu fark ettiği an, bir babanın kızının neyi özlediğini ilk kez gördüğü an.

Bu dizide tarifler gerçek ve sade. Ama kimse yemeğin tadını abartarak anlatmıyor. Her yemek, Kouhei'nin kızına biraz daha yaklaşması için bir bahane. Kotori'nin de kendi derdi var: bıçak tutmaktan korkuyor, ama annesiyle aynı mutfakta olmayı istiyor. Sofra, üç yalnız insanın aile olmasının yeri.

Emiya-san Chi no Kyou no Gohan: Aynı stüdyonun başka yüzü

Bu dizinin ilginçliği stüdyosunda. ufotable, Fate serisinin ve Demon Slayer'ın stüdyosu. Işık efektleri, kıvılcımlar ve kamera hareketleriyle dolu aksiyon sahneleriyle tanınıyor. 2018'de ise ayda bir bölüm yayınlanan, her biri yaklaşık on üç dakikalık, toplam 13 bölümlük bir dizi yaptı: Fate'in karakterlerinin savaş olmadan, sadece birlikte yemek yedikleri bir dünya.

Shirou her bölümde mevsime uygun bir Japon yemeği hazırlıyor. Hazırlık aşamaları adım adım gösteriliyor, bir tarif kitabı gibi. Ve ufotable, büyük dövüş sahnelerine gösterdiği özeni burada bir tencerede kaynayan sebzeye gösteriyor.

Fate'i hiç izlememiş biri bu diziyi tuhaf bulabilir, karakterlerin kim olduğu hiç anlatılmıyor. Ama Fate'i bilen biri için bu dizinin ayrı bir hüznü var. Ana hikâyede birbirini öldürmeye çalışan karakterler burada aynı sofrada oturuyor. Bu, ancak böyle bir dünyada mümkün olabilecek bir huzur.

Shokugeki no Souma: Yemek bir gösteriye dönüşünce

Yemek animesi denince birçok insanın aklına ilk gelen dizi. J.C.Staff'ın 2015'te başlayan uyarlaması. Souma, babasının küçük lokantasında büyümüş bir çocuk ve Japonya'nın en seçkin yemek okuluna yazılıyor. Okulda her şey yemek düellolarıyla, yani Shokugeki'lerle çözülüyor.

Bu dizinin en bilinen tarafı, yemeği tadan karakterlerin tepkileri. Bir lokma yiyen karakterin kıyafetleri patlıyor, bazen yemeğin "lezzetinin" vücudunu sarmaladığı sahneler gösteriliyor. İlk birkaç bölümde komik geliyor. Sonra fark ediyorsun ki dizi yemeği değil, tepkiyi gösteriyor. Yemeğin kendisi, onu yiyenlerin gösterisinin arka planında kalıyor.

Haksızlık etmek istemiyorum: Shokugeki'nin tarifleri gerçek ve bazıları evde denenebilir. Souma'nın babasıyla olan ilişkisi ve lokantadan gelen bir çocuğun seçkin bir okulda kendini kanıtlamaya çalışması iyi bir temel. Ama bence dizi, yemeği bir spor müsabakasına çevirdiği an onun en önemli özelliğini, yani birini doyurmayı, kaybediyor. Bu dizide yemek, birini doyurmaktan çok birini yenmek için yapılıyor.

Yakitate!! Japan: Aynı abartının komik hâli

Shokugeki ile aynı abartıyı kullanan ama bunu bilerek bir şakaya çeviren bir dizi. Sunrise'ın 2004 yapımı, 69 bölüm, yönetmen Yasunao Aoki. Kazuma, Japonya'nın kendi ulusal ekmeğini yapmak isteyen bir çocuk. Elleri normal insanlarınkinden daha sıcak, bu yüzden hamuru daha iyi mayalandırabiliyor. Dizinin adı da bir kelime oyunu: Japonya'nın "pan"ı, yani ekmeği.

Yakitate'nin tepki sahneleri Shokugeki'den bile daha çılgın. Bir ekmeği yiyen jüri üyesi bir anda başka bir yerde, başka bir kılıkta, bazen bambaşka bir hikâyenin içinde buluyor kendini. Fark şu: Yakitate bunların saçma olduğunu biliyor ve seninle birlikte gülüyor. Shokugeki ise bu sahneleri ciddiye alıyor.

Bu dizi ayrıca ekmek yapmanın kimyasını hiç sıkıcı olmadan anlatıyor. Maya, un, su sıcaklığı. İzledikten sonra mutfağa girip hamur yoğurmak istersen şaşırma.

Gake no Ue no Ponyo: Bir fırtına gecesinde hazır ramen

Studio Ghibli'nin 2008 filmi. Bir fırtına gecesi, beş yaşındaki Sousuke'nin annesi Lisa, Sousuke ve onun yeni arkadaşı Ponyo için hazır ramen yapıyor. Üstüne jambon ve yeşil soğan koyuyor. Jambona bayılan Ponyo, kâseyi görünce sevinçten yerinde duramıyor.

Bu sahne Ghibli'nin yemek sahnelerinin en sade olanlarından biri. Sıradan bir hazır ramen. Ama fırtınanın dışarıda uğuldadığı, babanın denizde olduğu, evin tek ışığının mutfak olduğu bir gecede, bu ramen bir güvenlik hissi demek. Lisa'nın, korkulu bir gecede iki çocuğu doyurmak için en hızlı ve en sıcak şeyi seçmesi, bir annenin ne yaptığının en sade özeti.

Kotonoha no Niwa: Tadını alamamak

Makoto Shinkai'nin 2013 tarihli kısa filmi. Ayakkabı yapmak isteyen lise öğrencisi Takao, yağmurlu sabahlarda okulu ekip bir parka gidiyor ve orada, çikolata ile bira içen gizemli bir kadınla, Yukari ile karşılaşıyor. Yukari ona, son zamanlarda yemeklerin tadını alamadığını söylüyor.

Takao her sabah yemeklerini kendisi yapıyor. Yukari'ye de yaptığı yemekten tattırıyor ve Yukari, uzun zamandır ilk defa bir şeyin tadını alıyor. Bu, filmin hiçbir yerde açıkça söylemediği bir şeyi gösteriyor: Yukari'nin depresyonu ve ondan çıkış yolu olarak birinin onun için yemek yapması. Shinkai'nin bütün filmografisinde en çok sevdiğim sahnelerden biri.

Yuru Camp ve Dungeon Meshi: Doğada yemek

Bu iki diziyi yan yana koymak tuhaf görünebilir, ama ikisi de aynı fikri taşıyor: yemek, içinde bulunduğun yerin bir parçası. Yuru Camp'ın ilk bölümünde Rin, kışın bir göl kenarında tek başına kamp yaparken, yolunu kaybetmiş Nadeshiko'ya bir bardak hazır köri noodle uzatıyor. Ekranda soğuktan kızarmış iki yüz ve bir bardak sıcak noodle var. Bu, iki kızın arkadaşlığının başladığı an.

Dungeon Meshi'de ise yemek bir hayatta kalma meselesi. Senshi'nin zindandaki canavarları pişirmesi, zindanın içinde yaşayan bir ekosistemin parçası olmak demek. İsekai'ye alternatif fantastik dizileri anlattığım yazıda bu diziye ayrıca değindim.

İkisinde de yemek, karakterlerin bir yere ait olduklarını hissettikleri an.

Bir yemek sahnesinden ne beklemeli

Bu dizileri izledikten sonra yemek sahnelerine farklı bakmaya başladım. Bir yemek sahnesinde artık ilk baktığım şey, yemeğin ne kadar parlak çizildiği değil, kimin kim için pişirdiği. Sonra o sofrada kimin oturduğu, kimin eksik olduğu.

Bunları gösteren bir sahne, en sade hazır ramen bile olsa, aklında kalıyor. Göstermeyen bir sahne, ne kadar parlak olursa olsun, birkaç saniye sonra unutuluyor.

SHUIN'de bu listedeki animeleri bitirip mühürledikten sonra, kart albümünde Senshi ile Kouhei yan yana düşerse, aşçıların en tuhaf ikilisini toplamış olursun.

Etiketler: yemek, anime-yemekleri, slice-of-life, gorus, meshi-tero

Benzer yazılar