Liste

Maç İzlemeyen Birine Yedi Spor Animesi

Yazar: AKAZA ·

Anime: Ping Pong the Animation

Spor animesi önerdiğin insanların yarısı aynı cevabı veriyor: "Ben spor sevmem ki." Bu cevabın altında genelde iki ön yargı var. Birincisi, kuralları bilmeden izlenemeyeceği. İkincisi, her şeyin bir turnuva tablosu ve "daha güçlü olmalıyım" diye bağıran çocuklardan ibaret olduğu.

İyi spor animeleri ikisini de umursamıyor. Kuralları üç dakikada öğretiyor, sonra seni maçın içinde değil, oyuncunun kafasının içinde tutuyor. Bu listedeki yedi dizinin hiçbirini sevmek için o sporu sevmen gerekmiyor. Bazılarını sevmek için spor diye bir şeyin var olduğunu bile unutabilirsin.

Haikyuu'yu bilerek koymadım, onu zaten herkes öneriyor.

Ping Pong the Animation (2014, 11 bölüm)

Masa tenisi kulübündeki iki çocukluk arkadaşı. Peco gürültülü, tembel, kendine aşırı güvenen bir yetenek. Smile ise adını hiç gülümsemediği için almış, robot gibi oynayan, kazanmayı umursamayan bir çocuk. Çevrelerinde Çin milli takımından kovulup Japon bir liseye gönderilen Kong Wenge, rakip okulun kusursuz ve mutsuz yıldızı Kazama ve Smile'ın çocukluk arkadaşı Sakuma var.

Taiyo Matsumoto'nun mangasından, Masaaki Yuasa'nın yönetiminde, Tatsunoko'nun işi. Ekran sık sık çizgi roman panelleri gibi bölünüyor, karakterlerin yüzleri bilerek "çirkin" çiziliyor. İlk bölümde bu tarz bazı insanları itiyor, buna hazırlıklı ol.

Dizinin sorusu kimin kazanacağı değil, bu çocukların neden oynadığı. Kazanmaktan nefret eden bir dâhi, kazanmaktan başka bir şeyi olmayan bir yetenek, yenildiğinde bütün kimliği çöken bir şampiyon. On bir bölümün sonunda her birinin cevabı farklı ve hiçbiri ucuz değil. Kazama'nın tuvalette kendi kendine konuştuğu sahne, bir spor animesinde gördüğüm en yalnız sahnelerden biri.

Hajime no Ippo (2000, 75 bölüm + devamı)

Ippo Makunouchi, annesiyle birlikte balıkçı teknesi kiralayan, okulda sürekli zorbalığa uğrayan sessiz bir lise öğrencisi. Bir gün onu kurtaran profesyonel boksör Takamura'nın spor salonuna götürülüyor ve hayatında ilk defa bir şeyi gerçekten istiyor.

Madhouse'un 2000 yapımı ilk sezonu 75 bölüm. Uzun ama bu listede uzunluğu hak eden tek dizi. Ippo'nun her maçı farklı bir rakip, farklı bir hayat demek. Mesela Date Eiji, kariyerini bir felaketle bırakmış, ailesi için geri dönmüş yaşlı bir şampiyon. Ippo onun karşısında, bir şampiyonun sırtında neler taşıdığını ilk defa görüyor. Boksu bir şiddet gösterisi olarak değil, iki insanın birbirini ringde tanıması olarak anlatıyor.

Komedi de çok iyi. Takamura'nın salonda yaptığı rezillikler, Ippo'nun antrenörü Kamogawa'nın baston sallaması, Aoki ile Kimura'nın hiç bitmeyen başarısızlıkları dizinin ağır maçlarından sonra nefes aldırıyor. Bir uyarı: anime mangaya göre çok geride kaldı ve 2014'teki Rising sezonundan bu yana devamı yapılmadı. Hikâyenin sonunu öğrenmek istersen mangaya geçmen gerekecek.

Kaze ga Tsuyoku Fuiteiru (Run with the Wind, 2018, 23 bölüm)

Shion Miura'nın romanından, Production I.G'nin işi, yönetmen Kazuya Nomura. Eski bir lise koşu yıldızı olan Kakeru, bir marketten ekmek çalıp kaçarken onu bisikletiyle kovalayan Haiji adlı bir üniversite öğrencisiyle tanışıyor. Haiji onu Chikusei-sou adlı dökülen bir yurda yerleştiriyor. Yurtta toplam on kişi yaşıyor ve Haiji'nin bir planı var: bu on kişiyle, yani çoğu hayatında koşmamış insanlarla, Japonya'nın en ünlü üniversite bayrak koşusu Hakone Ekiden'e katılmak.

İçlerinde zincirleme sigara içen bir son sınıf, odası mangayla dolu bir otaku, hukuk sınavına çalışan bir öğrenci, Tanzanya'dan gelen bir öğrenci ve ikiz kardeşler var. İlk yarı bu insanların koşmayı neden istediklerini ya da istemediklerini anlatıyor. İkinci yarı tek bir yarışın, iki günlük, on etaplı yarışın içinde geçiyor ve her etapta bir başka karakterin kafasının içindesin.

Bu dizide maçı kazanmak diye bir hedef yok. Hedef, hep birlikte bitiş çizgisine varmak. Koşmanın bu kadar yalnız, bir o kadar da kalabalık bir şey olabileceğini görmek beni şaşırttı. Son etaplar, Haiji'nin dizindeki sırrı da ortaya çıktıktan sonra, ağlamamak için çok uğraşmayı gerektiriyor.

Chihayafuru (2011, üç sezon)

Rekabetçi karuta. Yani yüz klasik Japon şiirinin ilk dizesi okunurken, yerdeki kartlar arasından ikinci dizenin yazılı olduğu kartı herkesten önce bulup kenara fırlatmak. Kural bu kadar. Sakin bir salon oyunu olmadığını ilk maçta anlıyorsun: oyuncular dizlerinin üstünde, avuçları yerde, kartlar havada uçuyor.

Madhouse'un işi, yönetmen Morio Asaka. Chihaya, ilkokulda tanıştığı Arata sayesinde karutaya tutulan, başka hiçbir şeye aklı ermeyen bir kız. Lisede bir karuta kulübü kuruyor ve çocukluk arkadaşı Taichi'yi de kulübe çekiyor. Taichi'nin hikâyesi, yani yeteneği yetmeyen ama bırakmayan çocuğun hikâyesi, bence dizinin asıl kalbi.

Üç sezon toplamda 74 bölüm. Spor animesi sevmeyenler bu diziye şiirlerin anlamı yüzünden de bağlanıyor, çünkü her kartın arkasında bin yıllık bir aşk ya da yas hikâyesi var ve dizi bunları karakterlerin hayatına ustaca bağlıyor. Animasyon üçüncü sezonda bitiyor ama manga 2022'de tamamlandı, isteyen sonunu oradan okuyabilir.

Yuri!!! on Ice (2016, 12 bölüm)

Japon artistik patinajcı Yuuri Katsuki, kötü geçen bir sezonun ardından memleketi Hasetsu'ya dönüyor. Rus dünya şampiyonu Victor'un programını kendi başına taklit ettiği bir video internete düşüyor. Ertesi gün Victor, köpeğiyle birlikte Yuuri'nin ailesinin kaplıcasına geliyor ve ona koçluk yapacağını söylüyor.

MAPPA'nın işi, yönetmen Sayo Yamamoto, karakter tasarımları Mitsurou Kubo. Patinaj koreografileri gerçek bir koreograf tarafından hazırlandı ve her programın bir hikâyesi var. Bu listedeki en kısa ve en duygusal spor animesi. Kaygı bozukluğuyla mücadele eden bir sporcuyu, onu ilk defa gerçekten gören birinin yanında yavaş yavaş açılırken izliyorsun.

Spor sevmeyen biri için en kolay giriş bu, çünkü dizinin neredeyse yarısı buz pistinin dışında, yemeklerde, havaalanlarında, otel odalarında geçiyor. Yuuri'nin en sevdiği yemek katsudon ve dizi bunu Eros programının ana fikrine çeviriyor. Bunu izleyince anlarsın.

Megalo Box (2018, 13 bölüm)

1968'de başlayan ashita-no-joe">Ashita no Joe mangasının 50. yılı için yapılan bir yeniden yorum. Bir gelecek şehrinde, kollarına mekanik "gear" takan boksörlerin yaptığı yeraltı maçları. Junk Dog lakaplı genç, şikeli maçlarda bayılmaya para alan bir dövüşçü. Borç batağındaki yaşlı koçu Nanbu ile birlikte, en büyük turnuva Megalonia'ya katılmak için sahte bir kimlik alıyor ve adı Joe oluyor.

Joe turnuvaya gear takmadan, çıplak kollarla çıkmaya karar veriyor. Dizinin bütün fikri bu: makine kollarla dövüşenlerin arasında, eti kemiğiyle ayakta kalmaya çalışan biri. TMS'in işi ve yönetmen Yo Moriyama bilerek eski bir anime gibi görünen, grenli, sıcak tonlu bir görüntü seçmiş. Hip hop altyapılı müzik de bu görüntüye çok yakışıyor.

On üç bölümde bir başlangıç, bir yükseliş ve bir final maçı. Spor animesi demekten çok bir boks filmi gibi. Devamı olan Nomad 2021'de geldi ve bence o da çok iyi, ama ilk sezon tek başına kapanıyor.

Hikaru no Go (2001, 75 bölüm)

Altıncı sınıftaki Hikaru, dedesinin deposunda eski bir go tahtası buluyor ve tahtanın içinde bin yıl önceki Heian sarayında go öğretmenliği yapmış Sai'nin ruhu yaşıyor. Sai'nin tek isteği bir taş daha oynamak. Hikaru go'nun kurallarını bile bilmiyor ama Sai'nin hamlelerini tahtaya koymayı kabul ediyor.

Yumi Hotta'nın hikâyesi, çizimler Takeshi Obata'dan, anime Studio Pierrot'nun. Satranç gibi düşünülen bir oyunu animasyona dökmek zor ve dizi bunu taşları değil yüzleri göstererek çözüyor. Hikaru'nun rakibi Akira Toya, hiç yenilmemiş bir çocuk ve yenildiği gün bütün hayatı Hikaru'yu yakalamak üzerine kuruluyor.

Dizinin asıl derdi zaman. Sai'nin neden bu dünyada kaldığı, Hikaru'nun go'yu öğrendikçe Sai'nin rolünün nasıl değiştiği. Sai arkının sonu, çocukken izleyip yetişkin olunca yeniden izlediğimde bambaşka anlam kazanan nadir anlardan biri. Go bilmeden izlemek hiç sorun değil. İzledikten sonra go öğrenmek isteyeceksin, o ayrı.

Nereden başlamalı

Hiç spor animesi izlememiş biri için sıra şöyle: Yuri!!! on Ice, sonra Megalo Box, sonra Ping Pong. Üçü de 13 bölüm ve altı. Bunlardan sonra hâlâ tereddüt ediyorsan Kaze ga Tsuyoku Fuiteiru'nun ilk dört bölümüne bak. Hajime no Ippo'yu en sona bırak, çünkü başladığında başka bir şey izlemek istemeyeceksin.

Uzun spor animelerinde kaldığın maçı hatırlamak zor. SHUIN'de bölüm işaretledikçe karakter kartları da düşüyor. Ippo'nun salonundaki herkesi topladığında, setin geri kalanı rakiplerden oluşuyor.

Etiketler: spor-animesi, oneri, ping-pong, boks, karuta

Benzer yazılar