Kimse Kamyon Çarpıp Başka Dünyaya Gitmiyor: Yedi Fantastik Anime
Yazar: AKAZA ·
Anime: Moribito: Guardian of the Spirit
Her sezon açıklanan yeni animelerin kayda değer bir kısmı aynı cümleyle başlıyor: sıradan biri ölüyor, başka bir dünyada uyanıyor ve o dünyanın kurallarını bir oyun menüsü gibi görüyor. Isekai'nin kötü olduğunu söylemiyorum, iyi örnekleri var. Ama aynı kalıbı üst üste izleyince fantastiğin en güzel tarafının kaybolduğunu fark ediyorsun: dünyanın, kahramanın bize açıklamasına gerek kalmadan, kendi başına var olması.
Bu listedeki yedi anime o tarafı geri veriyor. Hiçbirinde ana karakter başka bir yerden gelmiyor. Hepsi o dünyada doğmuş, o dünyanın vergisini, dinini, hayvanlarını, yemeğini biliyor. Bazıları savaşla, bazıları ticaretle, bazıları sadece yürüyerek anlatılıyor.
Seirei no Moribito (Moribito: Guardian of the Spirit, 2007, 26 bölüm)
Balsa otuz yaşında, mızrak kullanan, para karşılığı korumalık yapan bir kadın. Çocukken kendisini kurtarmak için sekiz kişinin öldüğünü biliyor ve sekiz hayat kurtarana kadar bu işi bırakmamaya yemin etmiş. Bir gün nehre düşen bir çocuğu kurtarıyor: Yeni Yogo İmparatorluğu'nun ikinci prensi Chagum. Chagum'un içinde bir su ruhunun yumurtası var ve babası, bunun bir lanet olduğuna inandığı için oğlunu öldürtmeye karar vermiş. Kraliçe Balsa'ya oğlunu alıp kaçması için yalvarıyor.
Nahoko Uehashi'nin romanından, Production I.G'nin işi. Yönetmen Ghost in the Shell: Stand Alone Complex'i yöneten Kenji Kamiyama. Kamiyama'nın polisiye kafası burada da hissediliyor: saray, prensin ölümünü nasıl kılıfına uyduracağını planlıyor, saray astrologları eski kayıtları karıştırıyor, Balsa'nın arkadaşı şifacı Tanda kırsalda bitki topluyor. Dünya Japonya'ya, Çin'e ve Güneydoğu Asya'ya benzeyen ama hiçbirine tam oturmayan bir yer.
Dövüş sahneleri çok az ve çok iyi. Balsa her dövüşte yaralanıyor, dikiş atılıyor, iyileşmesi haftalar sürüyor. Ortadaki bölümler Balsa ile Chagum'un bir kulübede kışı geçirdiği, neredeyse aile olduğu sakin bölümler ve bence dizinin en güçlü yeri orası.
Kemono no Souja Erin (The Beast Player Erin, 2009, 50 bölüm)
Yine Uehashi, yine Production I.G. Erin, savaş için yetiştirilen dev kertenkeleler, yani touda'lar, ile geçinen bir köyde yaşıyor. Annesi köyün baş touda hekimi. Bir gün touda'lar topluca ölüyor ve annesi bunun cezası olarak idama mahkûm ediliyor. Erin kaçıyor, yaşlı bir arıcı tarafından bulunuyor ve onun yanında büyüyor. Yıllar sonra kraliyetin kutsal yaratıklarının, ouju'ların bakıldığı bir okula giriyor ve yaralı bir yavru ouju'yla, Leelan'la, kimsenin kurmadığı bir bağ kuruyor.
NHK'nın eğitim kanalında yayınlandığı için bazıları çocuk dizisi sanıyor. İlk bölümlerin çizimi ve temposu bu yanılgıyı besliyor. Ama Erin'in derdi çok yetişkin bir dert: hayvanları silah olarak kullanan bir devlet, hayvanları susturmak için kullanılan bir düdük ve bu düdüğü kullanmayı reddeden bir kız. Arıcılık bölümleri, Erin'in bütün çocukluğunu arıları izleyerek ve not alarak geçirmesi, dizinin en sevdiğim kısmı.
Elli bölüm uzun. İlk on bölüm yavaş ve bunu bilerek başla. Sonrasında siyaset ağırlaşıyor ve finale doğru Erin'in Leelan'la kurduğu bağın neye mal olacağı açık oluyor.
Mushishi (2005, 26 bölüm)
Ginko tek gözlü, sürekli sigara içen, beyaz saçlı bir gezgin. Mushi denen, ne bitki ne hayvan olan, çoğu insanın göremediği ilkel canlıları inceliyor. Mushi kötü değil, sadece var. Ama bir köyün kuyusuna, bir çocuğun kulağına ya da bir ormanın gölgesine yerleştiğinde insanların hayatını değiştiriyor. Ginko her bölümde başka bir köye gidiyor ve bir mushi meselesini çözüyor, ya da çözemiyor.
Yuki Urushibara'nın mangasından, Artland'in işi, yönetmen Hiroshi Nagahama. Her bölüm kendi içinde kapanıyor ve neredeyse hiç kötü adam yok. İlk bölümde çizdiği hayvanlar canlanan bir çocuk anlatılıyor ve dizinin tonu orada belli oluyor: yumuşak yeşiller, uzun sessizlikler, böcek sesleri, çok az müzik.
Bu listedeki en yavaş dizi. Arka arkaya altı bölüm izlemeye çalışırsan sıkılırsın. Akşam bir tane izle ve bırak. Mushishi bir hikâye anlatmaktan çok bir mevsim yaşatıyor. 2014'te gelen ikinci sezon Zoku Shou da aynı kalitede.
Ookami to Koushinryou (Spice and Wolf)
Lawrence, at arabasıyla köyden köye dolaşan bir gezgin tüccar. Bir gece arabasındaki buğday çuvallarının arasında kurt kulaklı, kuyruklu bir kız buluyor. Holo, yüzyıllardır bir köyün hasadını koruyan bir kurt tanrıça ve köylüler artık ona inanmadığı için kuzeydeki memleketine dönmek istiyor. Lawrence onu yanına alıyor.
Isuna Hasekura'nın romanları. Dizinin en tuhaf ve en güzel tarafı, macerasının ticaret olması. İlk arkta Lawrence'ın derdi, bir krallığın gümüş paralarının saflığının değiştirileceği söylentisinden kâr etmek. Sonraki arklar zırh ticareti, para kurları ve kaçakçılıkla ilgili. Kulağa kuru geliyor, ekranda hiç öyle durmuyor. Holo ile Lawrence arasındaki laf dalaşları ticaret pazarlıklarının içinde geçiyor ve her pazarlıkta ikisi birbirini de sınıyor.
İki uyarlama var. 2008'deki ilk dizi, 2009'daki ikinci sezonuyla birlikte romanların bir kısmını anlattı. 2024'te Passione stüdyosu baştan bir uyarlamaya başladı. Bence yeni başlayan biri 2024 versiyonuyla başlasın, görüntüsü daha temiz ve hikâyeyi baştan, daha sadık anlatıyor. Eskisinin atmosferini sevenler de az değil.
Ousama Ranking (Ranking of Kings, 2021, 23 bölüm)
Prens Bojji sağır, konuşamıyor ve bir kılıcı bile kaldıracak kadar güçlü değil. Babası dünyanın en güçlü krallarından biri ve ülkede herkes Bojji'nin tahta geçemeyeceğini düşünüyor. Saraydaki herkes ona gülerken, gölgelerde yaşayan, suikastçi bir klanın son üyesi Kage onun konuştuğu dili anlayan tek kişi oluyor.
Wit Studio'nun işi, yönetmenler Yosuke Hatta ve Makoto Fuchigami. Çizimler bir çocuk kitabı gibi yuvarlak ve sade, o yüzden ilk bölümü izleyen çoğu kişi bunun bir çocuk dizisi olduğunu sanıyor. Birkaç bölüm sonra tahta kimin geçeceğine dair saray entrikaları, Bojji'ye kılıç öğreten ustanın sakladığı emir ve bir aynanın içinde yaşayan bir şey çıkıyor ortaya.
İlk yarı çok iyi. İkinci yarı bir parça dağılıyor, fazla karakter ve fazla geçmiş hikâyesi devreye giriyor. Ama Bojji ile Kage'nin arkadaşlığı bütün diziyi taşıyor. Kage'nin Bojji'nin elini tutup "ben buradayım" der gibi durduğu her an, dizinin neden sevildiğini gösteriyor.
Dungeon Meshi (Delicious in Dungeon, 2024, 24 bölüm)
Bir zindan keşif grubu, zindanın derinliklerinde kırmızı bir ejderhayla karşılaşıyor ve kaybediyor. Grubun lideri Laios'un kız kardeşi Falin, diğerlerini kurtarmak için kendini feda ediyor ve ejderha tarafından yutuluyor. Laios onu sindirilmeden kurtarmak için hemen geri dönmek istiyor, ama ne parası var ne erzakı. Çözümü basit: yolda karşılarına çıkan canavarları yiyecekler.
Ryoko Kui'nin mangasından, Trigger'ın işi, yönetmen Yoshihiro Miyajima. Ekibe yüzyıllardır zindanda canavar pişiren cüce Senshi katılıyor. Her bölümde bir canavar tanıtılıyor, sonra nasıl temizlendiği, hangi kısmının yenebileceği ve nasıl pişirildiği. Yürüyen mantarlar, canlı zırhların içinde yaşayan yumuşakçalar, adamotu kökleri.
Bu dizinin isekai'ye en iyi cevap olmasının nedeni şu: bir oyun menüsü yerine bir ekosistem kuruyor. Zindanın kendi besin zinciri, kendi mantığı var ve karakterler bu mantığı yiyerek öğreniyor. Yemek sahnelerini ayrı bir yazıda konuştum, burada sadece şunu söyleyeyim: ilk sezon mangayı kabaca yarısına kadar anlatıyor ve ikinci sezon duyuruldu.
Kino no Tabi: The Beautiful World (2003, 13 bölüm)
Kino, konuşan bir motosikletle, Hermes'le, ülkeden ülkeye gezen bir yolcu. Kuralı basit: her ülkede üç gün kalıyor, ne fazla ne az. Her ülke küçük bir fikir deneyi gibi kurulmuş. Herkesin birbirinin aklını okuyabildiği bir ülke ya da yetişkin olmak için bir ameliyat geçirilen bir ülke.
Keiichi Sigsawa'nın romanlarından, yönetmen Ryutaro Nakamura. Nakamura, birkaç yıl önce Serial Experiments Lain'i yönetmişti ve o soğuk, mesafeli bakış burada da var. Kino hiçbir ülkeyi kurtarmaya çalışmıyor. Bakıyor, not alıyor, gidiyor. Bu kayıtsızlık bazen rahatsız edici, özellikle bazı bölümlerin sonunda ölen insanlara karşı.
İlk bölüm, aklı okunabilen insanların neden birbirinden uzak yaşadığını anlatıyor ve dizinin bütün ahlakını tek seferde gösteriyor. 2017'de başka bir stüdyo yeni bir uyarlama yaptı, ama ben 2003'ünü öneriyorum. Daha yavaş, daha soğuk ve daha cesur.
İsekai'yi tamamen bırakmak zorunda değilsin
Bu listeyi bitirdikten sonra bir isekai'ye dönersen farkı hissedeceksin. Juuni Kokuki (The Twelve Kingdoms) bunun en iyi testi: kahramanı başka bir dünyaya geçiyor, ama orada ne bir oyun menüsü ne bir hile gücü buluyor. Aç kalıyor, aldatılıyor, satılıyor ve o dünyanın kurallarını acı çekerek öğreniyor. Türün kendisini eleştiren bir isekai.
SHUIN'de bu dizileri listene eklerken bir öneri: "Planlıyorum" yerine birini hemen "İzliyorum"a al. Fantastik dizilerin ilk bölümleri kolay unutuluyor, kaldığın bölümü defterde görünce geri dönmek kolaylaşıyor.
Etiketler: fantastik, isekai, oneri, production-ig, uehashi